GÜN GELİR DOĞAL KAYNAKLAR DA BİTER!

GÜN GELİR DOĞAL KAYNAKLAR DA BİTER!

Hızla artan nüfus, göçler, eğitim ve bilinç eksikliğine bağlı olarak doğal kaynaklarımızın aşırı sanki,hiç tükenmezmiş gibi kullanımı, insanlığı, tüm canlı yaşamı ve gelecek kuşakları tehdit altına almış, su, toprak, hava gibi başlıca alıcı ortamlarımız önemli ölçüde kirlenmiştir.

Aslında Çevre ile ilgili mevzuatımıza baktığımızda AB ile uyumlu olarak çıkartılmış yüzlerce yönetmelik,tebliğ vb.yasal, pek çok yaptırımımız var. Ancak buna rağmen Çevremiz hızla kirlenmeye devam ediyor, içinde yaşadığımız ekosistemi bir türlü koruyamıyoruz! Peki Neden? Cevabı çok basit; Temel neden Bilinç ve Eğitim eksikliği! Tabii bu eksikliğe bağlı olarak da Açgözlülük! Sanayiciden Çiftçiye, KOBİ lerden OSB lere, Kamu kurumlarından özel sektöre, velhasıl küçük büyük her birey, doğal kaynaklarımızın sınırlı ve tükenir olduğu bilincine sahip olur ve Çevreyi koruması gerektiğine inanırsa ancak o takdirde dünyamızı kirlenmeden koruyabiliriz. Aksi takdirde Çevre cezasına maruz kalıp havaya, suya, toprağa atıklarını umarsızca atmaya devam eden anlayışla bir yere varmamız mümkün olamayacaktır. 

Çevre kirliliği kavramı insanoğlunun dünyada var oluşu ile başlar, teknolojinin ve sanayileşmenin günden güne gelişmesi ile birlikte giderek artar! İlköğretim düzeyinde çocukların bile elinde bulunan cep telefonları(Bunlar daha sonra elektronik atık dağları yaratmakta ve baz istasyonlarının hızla artmasına neden olmaktadır!) Hızla artan araç sayısı(Egzoz kirliliği ve trafik çilesi olarak bize geri dönmektedir.!) Tarım arazilerine veya ormanlık alanlara binlerce ağacın kesilmesiyle inşa edilmiş toplu konutlar, termik santraller, sanayi tesisleri… Milyonlarca yıl doğal akışında ilerleyen ekosistemin dengesini kendi ellerimizle doyumsuzluğumuzla katlettik! 

Kontrolsüz endüstrileşme, hızlı nüfus artışı, teknolojinin gelişmesi, kalkınma ve refahın hızla artma isteği, insanları daha çok doğal kaynak kullanımına, atıklarını bedava zannettikleri alıcı ortamlarımızı kirletmeye yöneltse de bunun yanlış olduğu günümüzde artık; Değişen iklim koşulları, küresel ısınma veya aşırı soğuma, yüzeysel su kaynaklarımızın kirlenmesi, yağışların azalması, suya olan ihtiyacın artması, Tuz gölünün bile kuruması gibi pek çok şekilde kendini göstermiştir. Dünyada artık Petrol savaşları yerine Su Savaşları konuşulmaya başlamıştır! Geçen haftalarda CNN Türk de bir haberde, Güney Afrika’nın başkentlerinden Cape Town da suyun bittiği açıklanmıştır! Bu da tüm insanlığa, doğanın;” Ben sonsuz değilim, bir gün ben de tükenebilirim, beni böyle hoyratça kullanırsanız çocuklarınıza ve torunlarınıza miras olarak bırakacak suyunuz bile kalmayacak,”Şeklindeki somut mesajıdır!

Bu nedenle tüm üretim kademelerinde çevre dostu, doğal dengeyi en az etkileyecek çevre politikaları izlenmelidir. Doğal kaynaklarımızı koruyan, çevre kirliliğini önlemeyi ilke edinmiş, eğitilmiş bireyler yetiştirmek, en öncelikli hedeflerimizden olmalıdır. Daha az hammadde kullanarak daha verimli ve temiz üretim teknoloji kullanım imkanları araştırılmalıdır .Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu günlerde AB mevzuatı ile uyum içerisinde; Mevcut En İyi Teknoloji(MET) uygulamasını ülkemizde de başlatmak üzere gerekli mevzuat altyapısın tamamlamaktadır. Bu doğru bir adım olsa da bunun finansal kısmının nasıl destekleneceği belirsiz olduğu ve Sanayiciye ciddi mali yük getireceği için, umarım ölü doğmuş bir çocuk olmaz! Çıkarılan yasal yaptırımlar kağıt üzerinde kalmamalı, aynı zamanda da uygulanabilir olmalıdır!

Çevrenin korunması gerekliliği, doğal kaynakların hunharca tüketilmemesi ve çöplerin tamamının atık olmadığı, geri kazanılabileceği, aslında bir ekonomik değer olduğu, Anaokul çağından başlayarak okullarda Çevre Bilinci ve Farkındalığı zorunlu dersleri ile anlatılmalıdır. Çocuklardan Kadınlara,Üreticiden Tüketiciye kadar toplumun her kesiminde Çevre Eğitim Reformu başlatılmalıdır!Tabii bu bağlamda en önemli görev hükümetlere düşüyor. Hükümetler; öncelikle kurumlarında en üst kurum amirlerinden başlayarak Çevre bilinci eğitimlerini öncelikle kendi kurumlarında zorunlu kılmalı, tüm çalışanların bu eğitimi alması sağlanmalıdır.Nasıl şu anda Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sıfır Atık Projesi başlatılmış ve Devletin tüm kurumlarında uygulanması talimatı verilmiş ve eğitimleri başlatılmış ise, Çevrenin kirletilmemesi için tüm alanlarda benzer duyarlılık gösterilmeli,çağdaş çevre politikaları oluşturmalı, çevreyi korumanın bir ödev olduğu ilkesini benimseyerek sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içerisinde vatandaşların her birinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için eğitim seferberliği başlatılmalıdır. Vatandaşlara; kirliliği kaynağında önlemenin, kirleneni temizlemekten daha ucuz olduğu öğretilmelidir!

Yaşamı Sürdürülebilir kılmanın tüm alanlarda olduğu gibi ancak eğitim ve kültürle sağlanabileceği gerçeği unutulmamalıdır!

Vahşi bir şekilde kullanılan tüm doğal kaynaklar bir gün tükendiğinde, soluyacağımız hava, içeceğimiz su, yiyeceğimiz gıda olmayacağı gerçeğini herkesin hatırda tutması dileğiyle, Temiz bir Dünya için Elele!

Contact

Contact
+90 (232) 464-35-44
info@gundogducevre.com
Kültür Mah. Vasıf Çınar Blv. Ülkü Apt. No:27/9 Alsancak / Konak, İzmir
Thanks! Your message has been sent successfully...
Sorry, something went wrong