KORUYUCU ÇEVRECİLİK

KORUYUCU ÇEVRECİLİK

Tıpta koruyucu hekimlik diye bir kavram vardır. Yani insan hastalanmadan hastalıktan korunma önlemlerini alarak hastalanmasını önlemek! Çünkü hastalandıktan sonraki tedavi süreci hem vücutta daha çok hasar bırakır hem de daha pahalı ve daha uzun ve zor bir süreçtir!

Aslında bunun aynısı Çevre alanında da geçerlidir. Alıcı ortamlar dediğimiz su, toprak ve havamızı kirletmeden koruyucu önlemler almak, yine doğal kaynaklarımızı tüketmeden yok etmeden korumak mümkün iken biz önce onları hasta edip sonra tedavi etmeye çalışıyoruz ve çok daha yüksek maliyetler ödüyoruz.

Halbuki doğru yerseçimi ile doğru teknolojileri seçebilsek, fiziki planlarımızı sağlıklı bir şekilde oluşturabilsek, stratejik Çed ve planlamayı gerçek anlamda herkese eşit uygulasak ve işletsek; 1.2.sınıf verimli tarım arazilerimize ne sanayi ne toplu konut yapmasak onları mutlak tarımsal amaçlı korusak ve oralarda organik tarım yapıp çocukluğumuzdaki domates, şeftali tatlarını yakalasak; geçmişte birincil ürünümüz olan has buğdayımızı üretebilsek yeniden, ithal etmeden!

Faaliyetimiz sonucu tesisimizde atıksuyumuz oluşuyorsa bunun için arıtma tesisimizi yapıp, hatta suyun bir kısmını da mümkünse prosesimizde yeniden kullansak, aman nasılsa bugün denetim olmaz deyip, atıklarımızı Gediz’e, Küçük Menderes’e Bakırçay’a boşaltıvermesek, Gediz’i ve diğer su kaynaklarımızı koruduğumuz için mutlu olsak onun suyuyla mis kokulu çileğimizin, marulumuzun, rokamızın sulandığını, o su ne kadar az kirlenirse o kadar sağlıklı su içebileceğimizi düşünerek içimiz huzur dolsa; su ve enerjinin sonsuz bir kaynak değil aksine kısıtlı bir kaynak olduğunu ve gün gelip bitebileceğini çalışanımıza, kamuoyumuza, insanımıza anlatabilsek, bunun için sürekli eğitimler düzenlesek, panolar, billboardlar oluştursak, teşvik ödülleri koysak; atıkların aslında işe yaramaz çöpler olmadığını, büyük oranda tekrar değerlendirilebilecek ekonomik bir malzeme olduğunu tekrar tekrar anlatıp geri kazanım oranlarımızı yükseltsek, muhtarlara, belediyelere, okullara, sanayi tesislerine gerçek hedefler ve teşvikler koysak, böylece zaten bulmakta zorluk çektiğimiz kimsenin yakınında istemediği çöp dağlarımızı katı atık alanlarımızı azaltsak!

Artık yeter!Taşıyamıyorum,diyen ve bunu bize ozon deliği ile, iklim değişiklikleri ile anlatmaya çalışan atmosferimize, daha fazla yüklenmesek, emisyonlarımızı özellikle de karbon emisyonlarımızı azaltsak, bunun için önce mevcut önemli emisyon kaynaklarımızı belirlesek, envanterimizi çıkarsak, sonra bunların her biri için azaltım stratejileri, hedefleri koysak ve uygulasak; Çok fazla karbon salınımı yapan, ithal kömüre dayalı ve dışa bağımlı enerji yatırımları yerine, Allah’ın ülkemize bol miktarda bahşettiği güneş, rüzgar, dalgalar gibi yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapsak, böylece doğal gazımız kesilirse veya nükleer faciası yaşanırsa ne yaparız diye düşünmesek, yüzbinler, milyonlar zarar görmeden tahribat oluşmadan doğru teknolojik tercih ve stratejileri oluşturabilsek;

Dünyamızdaki hidrolojik çevrim, karbon döngüsü gibi bilimsel gerçekleri unutmasak, yatırımları yaparken ekosistemi değiştirmeye kalkışmasak; Örneğin kuş göç yollarını yeni havaalanı yapacağız diye değiştirmeye çalışırken, uçaklarımız havada kuş sürülerinin istilasına uğramasa?!Bu yazı böyle uzar gider!!!Herkese iyi pazarlar.

Contact

Contact
+90 (232) 464-35-44
info@gundogducevre.com
Kültür Mah. Vasıf Çınar Blv. Ülkü Apt. No:27/9 Alsancak / Konak, İzmir
Thanks! Your message has been sent successfully...
Sorry, something went wrong